16 Mart 2011 Çarşamba

Kırgın

Bugüne kadar en çok ve yoğun yaşadığım duygu kırgınlık olmuş. Az önce bunu fark ettim. Eski dostlardan biri facebooktan mesajla bir parça göndermiş. Bana sitem içeren. Ama bilmiyor ki ben ona yıllardır kırgınım. Ona kırgınlığımı düşünürken, bugüne kadar kimlere, nelere, ne kadar çok kırıldığım düştü aklıma. Uzak-yakın, hala hayatımda olan-olmayan ne çok kişi. Sanırım çoğunun da haberi yok benim kırıldığımdan. Haberi olanlarsa, nasılsa affederim diye düşünüyorlar. Biliyorum bu benim suçum. Nasıl bir izlenim yaratıyorsam artık.. Affediyor muyum? Konuşmaya devam ediyorum, dinliyorum, mesafe koymuyorum. Bu affetmekse evet. Ama içimde o kırılan yer öyle duruyor. Tek başına, korumasız. Kimsenin dokunmasına, iyileştirmesine izin vermiyorum. Böyle bakınca affetmiyorum sanırım.

“Herkes kötü, ben muhteşemim” demeye çalışmıyorum. Kırıldığım onca şeyde ben kimbilir neler yapmışımdır, bazılarında haketmişimdir de kırılmayı. Ben diyorum ki; “çok kırgınım.” Tanıdıklarım, değer verdiklerim içinde (aile, arkadaş) beni kırmayan kişi neredeyse yok. Hani öyle camdan bir kalbe de sahip değilim. Eften püften şeylere kırılmam. Beni önemsemediklerini gözüme sokmadıkları sürece anlamam bile. Ama bunu fark ettiğim an, büyülü an’ımdır benim. Dünya yıkılır ve yeni baştan kurulur. Eksik parçalar yerli yerine oturur. Görüntü netleşir. Başka bir gözle yeniden bakarım bütün geçmişime. “Vay be derim, ne kadar değersizmişim onun için.” Bu cümleyi onlarca kişi için kurdunuz mu? Her seferinde dağılan ve bıkmadan, üşenmeden yeniden oluşturduğunuz bir dünyanız oldu mu?

İnsana kendini yalnız hissettiren güçlü duygulardan biri herhalde kırgınlık. Herkesi düşündüğümde, bütün tanıdıklarımı, dünyayı yani, ben herkese toptan kırgınım. Bu yüzden yalnız hissediyorum. Bir sıkıntım, derdim olduğunda kimselere anlatmıyorum. Bütün yalnızlar gibi başımın çaresine bakıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder