15 Mart 2011 Salı

Yazmak

Yazdıklarımın üzerini çizip, yeniden yazmayı seviyorum. Bazen tek bir kelime değiştirip bütün cümleyi yeniden yazıyorum, bazen hiç çizilen cümleyle ilgisi olmayan yeni bir ifade üretiyorum. Kahramanımın bütün iplerinin elimde olması hoşuma gidiyor. Kukla gibi!
“ Öfkeliydi. Bir iki saniye durdu ve hızla uzaklaştı sevdiği kadının yanından” yerine “Öfkeliydi. Bir iki saniye durdu ve derin bir nefes alarak ona döndü” diyebilmek müthiş bir duygu.

Bunu gerçek hayatta, hadi dürüst olayım kendi hayatımda, yapamıyor olmanın acısını çıkarıyorum böylece. Pişmanlıklar, hatalar, “böyle olsalar” delete tuşuna bağlı ya da bir kalem hareketine. Kahramanlarım özür dileyebiliyor, kritik durumlarda kocaman laflar edebiliyorlar, tam gerektiği yerde, tam gerektiği şekilde konuşabiliyorlar. Hatta susabiliyorlar. Öfkelerini içlerinde yaşayabiliyorlar. Düşünürken bile gayet sistemli, sıralı düşünüyorlar. Kahramanlarımı seviyorum.

Kendi hayatımın geriye dönük bir düzeltmesini yapmak gibi yazmak. Geçmişi yeni baştan oluşturmak denebilir buna. Sonra farklı versiyonları yazılmış bir geçmişten beğendiğinizi seçebilirsiniz. Sonuçta algıdır herşey. Hadi bu kadar şizofren olmayalım, gerçek ve hayali karştırmayalım. Yine de bu geçmişe dönük farklı senaryolar oluşturmaya ve geçmişi yeniden yaratmaya engel değil.

Yazmak bir hayatın içinde yüzlerce hayat yaşamak gibi. Kahramanlarım beni benden daha iyi tanıyor çoğu kez. Görmezden geliyorlar bazen hatalarımı, gerçekleri çarpıtmama göz yumuyorlar.

Yazmak, hayatın kendisinden daha güzel. 11.04.07

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder