5 Nisan 2011 Salı

Gelsin Hayat Bildiği Gibi


"Hayatımın kontrolü elimde" güvenini kaybedeli epey olmuş. Sürüklenip gidiyorum. Hayat o gün bana hangi menüyü sunmuşsa, mızıldanmadan, itiraz etmeden yiyorum. Sabah elime tutuşturulan görev listesi neyse onu tamamlıyorum gün bitmeden. Ne bir fazla, ne bir eksik. Çoğu kez, okulda, odamın kapısında beni bekleyen öğrencilerle başlıyor gün. Nasıl bir sürprizle karşılaşacağımı bilmiyorum, hangisinin evinde ne sorun yaşandı, hangisi öğretmeniyle, arkadaşıyla takıştı bilmiyorum. Bu günlük görev listem. Bir gün önceden bilinemez, son zil çalana kadar neler yaşanır bilinemez.

"Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak"

Bir hayalim yok geleceğe dair. Çünkü geleceğin, geleceğine inancım yok. Bu gece ölebilirim. Ölüm derin konu. Kalsın şimdilik. (İntihar yazısı gibi olmuş, bu ne be! :)

İşim yaşamak. O gün yapmam gereken neyse o. Umutsuzluk, depresyon, bunalım da değil bu. Adı ya yok belki. Dedim ya neyse o. Her şey zıddıyla var. Umut yok ki umutsuzluk olsun. Sadece dümdüz yaşamak. Bazen kahkahalar atarak, bazen öfkeyle, bazen korkarak, bazen çok çok çok derinden üzülerek.

Bir tek şu;

"Unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak..."

Ne biliyordum da unuttum ki? Neyi unuttuk hep beraber. Yeni doğmuş bir bebeğin gözlerine baksam, silinmeden görebilir miyim ki o bilgiyi?

2 yorum:

  1. bu başlıklı bir yazım var..

    bu içerikli duygularım var..

    YanıtlaSil
  2. biz fazla mı benziyoruz ne? :)

    YanıtlaSil