3 Mayıs 2011 Salı

Adanmışlık


Benim büyülü kelimelerimden biri.
Kendini, ömrünü bir "şeye", davaya, kişiye, bir buluşa, bir sırrı aydınlatmaya... adamış kişilere inanılmaz bir saygı duyuyorum. Bazı kişilerce bunun adı düpedüz salaklıktır biliyorum. Ama bana hiç öyle gelmiyor. Hayatının aşkını bir kaç günde unutan, bu olmazsa şu işi yaparım diyen, anıları, anları kaldırıp bir anda atan bir nesiliz. Buna salaklık demek yapamıyor olmanın acısı bence.

Ha ne diyorduk: kendini adamak büyülü bir kelimedir.

Kendini adayanlar İnsanların ne yapıp ettiğiyle uğraşmaz, boşluktan kaynaklanan sıkıntılar yaşamaz, mutlu muyum diye bile sormaz, aklına gelmez çünkü. Adanmışlık, kendini düşünmemek, kendi içinden çıkmak, kendinden daha büyük bir amaca odaklanmak aslında (hizmet etmek diyecektim aslında da, bu egosu kocaman olan insanlar için ne kadar itici bir kelime di mi?) Bak şimdi aklıma ne geldi, şişkin ego kendini adamaya ne kadar büyük bir engel.

Ohoo, başlarken, nasıl yapsam da kısa kessem, uzayacak diyordum. Çok ara verince kaldım burda. Bugünlük bu kadarmış, ne yapalım. (eğer kendimi bu bloga ve yazıya adasaydım, bunu diyemezdim)

2 yorum:

  1. Selamlar.

    Ben buna 'Tutku' diyorum. İnsanı hayata bağlıyor. İnsan böyle güzel oluyor biliyor musun? Daha sıkı sarılıyor hayatında ne varsa sarılacak.

    Ve insanların aklında hep öyle yer ediyor. İbretle, imrenmekle ya da dediğin gibi şaşkınlıkla izliyorlar. O kişi ise onlara aldırış etmeden devam ediyor adamaya kendini.

    Adanmışlık ne için olursa olsun güzel şey. :)

    YanıtlaSil
  2. Elbette böyle güzel oluyor. Hatta bazen böyle, kimsenin tanımadığı, bilmediği kişiler görüyorum. Ne kadar imrenilesi bir şey yaptığının bile farkında olmadan yaşıyorlar. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum.

    Evet güzel şey :)

    YanıtlaSil