4 Temmuz 2011 Pazartesi

Yanılsama


İlkokulda her kar tanesinin bir şekli olduğunu ve hepsinin birbirinden farklı olduğunu öğrendiğimde büyülenmiştim. Hayat bilgisi kitabındaki kar şekillerine hayranlıkla bakmıştım. İlk yağan karda da, evin minicik penceresine yapışmış ve cama vuran kar tanelerini pür dikkat incelemiştim. Gözlerim acımış, sulanmıştı ama sonuçta istediğime ulaştım : Kar tanelerinin şekillerini görüyordum! Cama vurup eridikleri o kısacık anda buzdan yapılmış dantele benzeyen, hepsi birbirinden güzel karları görüyordum! Her insanın gördüğü gibi şekilsiz, yuvarlak, bir damladan ibaret değillerdi. Hepsi farklıydı, özeldi. Evdekiler sevincime ortak olmadılar. Onların çıplak gözle görülemeyeceğini, benim hayal ettiğimi söylediler. Bugün, oturduğumuz o köy evinin  yeşil çerçeveli, dörde bölünmüş camlı, küçücük penceresini ve cama vuran o kar tanelerini her düşündüğümde yeniden görüyorum sekiz köşeli kar tanelerini.

Küçük çocukların hayalleri ne kadar canlı, gerçekçi ve değiştirilemez oluyor. O gün önüme bir sürü kanıt getirselerdi de karları göremediğime ikna edemezlerdi beni.

Bugün, bir sürü kar, kış ve onlarca mevsimden sonra ben hala kendimi görmediklerimi gördüğüme ikna edebiliyorum. Gerçek hayat beni mutlu etmediğinde, katlanılmaz olduğunda hayatı yeniden düzenliyorum. İnanmak istediğime inanıyorum. İnanmak istediğim yoksa yaratıyorum. Kar tanelerinde olduğu gibi sevinç çığlıklarıyla başkalarına duyurmasam da, içimdeki çocuğun çığlıklarını duyuyorum.

Bu sanal hayat bazen orasından burasından yırtılıyor. Gerçeklik sızıyor tüllerimden içeri. Tenimi, gözlerimi yakıyor. Canım acıyor. Çok acıyor. Kendimi saklayıp, gözlerimi kapatıyorum. Acı hissi gerçek, yok sayamıyorum. Çocukluğuma, mantıksızlığıma lanetler yağdırıyorum. Dizlerimi karnıma çekiyorum, başımı dizlerimin arasına gömüyorum. Küçücük oluyorum. Acı hafifleyene kadar, gerçeklik beni ele geçiremeyeceğini anlayıp vazgeçene kadar öyle kalıyorum. Dayanabilecek hale geldiğimde kalkıp onarıyorum tüllerimi. Penceremin önüne geçip alnımı cama yapıştırıyorum:
- Hey şuna bak yıldıza benziyor.
- Aaa bundan ne güzel kolye yapılır.
- Hiç  böylesini görmemiştim. Ne kadar da güzel !

2 yorum:

  1. Evet içerik farklı benim yanılsamamdan...Ama ben bu yazıya bayıldım. Ne kadar güzel ve içten yazmışsın sevgili Nalan..İnsanın kendisini tamir etmenin yolunu bulması muhteşem bir buluş :))

    YanıtlaSil