26 Eylül 2011 Pazartesi

Ölü Kelebekler

Yazabilecek duruma geldiğimde planım şuydu: Yazımın başlığı "merhaba hayat" olacaktı. "Merhaba hayat, ben geldim." diyecektim. Belki MM gibi geçtiğim yolları yazacaktım.
Şimdi yazabiliyorum. Ama öyle "hey naber, geçti gitti işte" diyebilecek durumda değilim. İçten bir "nasılsın?" sorusuna "iyiyim" diyemiyorum. "kötüyüm" de diyemiyorum. "Bildiğin gibi" güzel bir cevap ;)
Herhalde yaşlanınca acılar, kayıplar, üzüntüler geçmiyor. Bir yere gitmiyor. Yerlerini yeniliklere, mutluluklara, iyi bir şeylere bırakmıyor. Duruyorlar öyle. Habersiz gelen bir misafir için alelacele toplanmış bir ev gibi oluyor insanın içi. Bir yerlere tıkalanıveriyor üzüntüler. Acıların üstü yalandan örtülüveriyor. Halının altına süpürülüyor kayıplar. Ortada bir şey var mı? yok. Derli toplu mu her yer? evet. Gülümseniyor mu? elbette.
Yirmi yaşımda olup, arkama dönmemeyi isterdim. Daha yaşanacak çok şey var demeyi. Gelecek diye bir olgunun gerçekten var olduğuna inanmayı. Bir geleceğim olsun isterdim. Yok ama.
Nasılım? Bildiğin gibi ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder