9 Kasım 2011 Çarşamba

Grip

Çok sık hasta olan biri değilim. Nezle, grip her yıl bana uğrayan hastalıklar değildir. Klimadan insan neden hasta olur, "aman cereyan çarpar" ne demektir bilmem. Belki daha ciddi hastalıklarım vardır ama en azından bu konularda şanslıyımdır. Madem nadiren yakalanıyorum gribe, iş varken gel bari di mi? Tatil günümü berbat etmenin alemi yok. 3 gündür hapşurabilmek için yalvarıyorum nerdeyse. Gözlerimden gerçekten ateş çıkıyor mu diye aynaya bakıyorum. Gördüğüm şişmiş bir surat, kızarmış bir burun ve yaşla ıslanmış gözler. Lütfen hapşurabileyim...

Selpağı katlarına ayırıp kullanınca daha yumuşak oluyor. Yanımda bir poşet, selpaklardan dağ olmadan önce kurtulabileyim diye... Ihlamur, çay... Nasıl mızıldanasım var... Hayır bir de her naneye gözlerim sulanıyor. Kemal Sunal izlerken duygulandım. E yuh yani.

Battaniye, çay süper icatlar. Kim bulduysa mekanı cennet olsun. Bir de şu selpağı hiç burnumdan çekmeden orda durdurabilecek, ama nefes almamı da engellemeyecek, burnumu da yara etmeyecek bir zımbırtı icat etseler  ne güzel olur.

Hapşurmak bu kadar zor olmamalı. Bir de nefessiz kalıyorduk hapşururken. Kalan son beyin hücrelerim de ölüyor bence. Bu hastalık bittiğinde tümden gerizekalı olurum ben.

Perşembe kesin iyileşirim. İş başlıyor ya...




2 yorum:

  1. Burnuna su çek ve ışığa bak hemen. :)
    Ama boğma kendini hapşuracağım diye.

    YanıtlaSil
  2. a bak bunu bilmiyordum. deneyeyim sağol :) asla geçmeyecek :D

    YanıtlaSil