12 Kasım 2011 Cumartesi

Kullanmıyorum, teşekkürler

Sigarayı bırakmaya HER karar verişimde, (ki bu üçüncü) iç sesim sapıtıyor. Süreç şu şekilde işliyor:
Öksürük, iki basamak çıksam oksijenin yetmemesi, yokuşlarda dilimin dışarı çıkması başladığında;

-Bırakayım ben bunu.
-Zor değil zaten ya, daha önce denedim.
-İçmemek öldürmüyor. En fazla üç gün sıkıntı çekerim. Nedir yani?
-Spora başlarım, kilo da almam. Kahveye abanırım en fazla.
-Bırakırım, bırakırım..
-Vs, vs...

Gün belirlenir, evde sigara bırakılmaz, bütün kaçış yolları kapatılır. Gün boyu oyalayacak işler icat edilir. Ve o gün gelir.

- (Sabah) Tamam bıraktım. Sigara içmiyorum ben.
- Ne iyi ya böyle.
- Sırf dem içeyim ben çayı. Birazdan geçecek bu kriz.
-Bu kaçıncı kahve be, daha saat kaç. Birazdan geçecek.
-İyiyim, iyiyim.
-Oha daha yeni mi öğlen oldu?
- Ara sıra unutmam lazım, geçecek birazdan. Yarın daha az arıycam.
- (Deprem haberlerini izlerken) e şimdi bıraktım sigarayı, deprem oldu. Kaldım enkazın altında. Sigara içemeden öldüğüme yanarım ben.
-Sağlıklı yaşam, kaliteli yaşam bu ülkede hikaye. Trafik kazasında dünyanın insanı ölüyor.
-Neden doymuyorum ben ya.
-Şaka maka akşam oldu. İyi dayandım valla.
-Komşudan istesem mi ki bi tane? (istemedim.)
-Sigarayı bıraktıktan 5 yıl sonra kanserden ölmüş adam. Ne salakça bir ölüm olur be. Keşke içseymiş.
-Kahve içelim hadi.
- Vs vs...

Beynim nasıl çalışıyor anlamak mümkün değil. Beni ikna etmek için denemediği yol yok. Bi beş dakka sus di mi? Car car sabahtan beri. İçmemek için bulduğum bütün gerekçeler kaybolup gidiyor. Hepsi nasıl zayıf kalıyor argümanlarımın. Hayır beynim iç diye yalvarırken karşı çıkan ve hala direnmeme sebep olan ne bilmiyorum. İçmiyorum. Bugünü içmemek kazandı.
Yarın çıkacak savaşa hazırlanıyorum şimdi.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder