1 Nisan 2012 Pazar

Ömür

Ömür önünden akıp giden nehri izliyor. Aklında düşünceler. Sıraya koyabilse karar alacak. Ama şimdi, sadece şu akıp giden nehir gibi, akıp gidiyor. Şu taşlar da bir zamanlar böyle pürüzsüz, dümdüz, çıkıntısız değildi  herhalde. Su akarken canlarını acıta acıta törpülemiştir onları da. Belki onun da... Belki aklından böyle gürül gürül geçerken düşündükleri... O da törpülenir belki... Böyle hep acımaz içi.

* Doğru ya da yanlıştı, hatta çoğu kez yanlıştı. Ama gerçekti. Bundan çok emin Ömür, gerçekti.
* Rüyasında ölü kedi yavruları görmüştü. Kedileri bu kadar severken. Minicik, onlarca yavru kedi ölüsü. Şimdi hatırladıkça bile içi boşalıyor.
* Bir ilişkiyi öldürmüştü.
* Bu kadar hırpalamayı nasıl başarmıştı? Nasıl yaptın Ömür? (bunu sesli söyleyince irkildi, tekrarladı hazır irkilmişken) Bunu nasıl yaptın Ömür?
* Orada ayaklarının dibinde kedi yavruları yatıyordu. Ağızları hafif aralık, tüyleri karışmış, üzerlerinde kan lekeleri. Tekir, sarı, duman rengi, beyaz. Ama kedileri severim ben dedi.
* Onların arasına kıvrılıp yatası vardı. Kedileri o öldürmemişti rüyasında. Sadece görmüştü.
* Yapacak bir şey yoktu aslında artık. Ne bir şey beklemeye hakkı vardı, ne de tek bir adım atmaya.
* Ama gerçekti. Bütün hissettikleri, söyledikleri. Rol yapmamıştı, hesap kitap yapmamıştı. Yanlıştı belki ama gerçekti.
* Gerçek ve salakça.
* Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesi ne kadar tanıdık.
* İnsanın elini kolunu bağlayan duygu ne mutsuzluk, ne haksızlık. İnsanı kilitleyen katıksız bir çaresizlik.
* Arkasını dönüp gidemez. Kedileri öylece bırakamaz. Hiç olmamış gibi yapamaz. Bütün bir hayatını orada gömemez. Olmaz yapamaz.
* Orada duramaz. Nehir akıyor, kulağını sağır edecek bir gürültüyle akıyor.
* Bunu nasıl yaptın Ömür? Nasıl öldürdün? Bütün yolları nasıl kapattın?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder