3 Eylül 2012 Pazartesi

Düşündükçe...

Savunma mekanizmaları iyidir. gerçek hayatla bağlantıyı koparmamaya yararlar. Aşırıya kaçmadıkları sürece. Mesela işkoliklerin aile hayatı genellikle kötüdür. Bu olumsuzluğu işyerinde tolere ederler ve çok çalışırlar. Başarılı olurlar. Bir alandaki başarısızlığı başka bir alandaki başarı ile kapatırlar. Ya da akademik kariyer yaparlar mesela. Çocuk sahibi olmayı isteyip olamayanlar kendilerini sokak hayvanlarına adarlar. Sosyal hayatı olmayanlar bilgisayar oyunlarında lider olurlar. Konuşma bozukluğu olanlar pandomim yaparlar, bir müzik aletini çok iyi çalarlar, vs ,vs...

Ya da ne bilim, insanların çoğu kendilerine bir hedef belirler ve o hedef için uğraşır. seçtikleri hedefin hayatının anlamını olmasını sağlar. Hayatta en önemli şeyin bu olduğuna inanır ve diğer her şeyi bir kenara iter. İtebilir.

Ama işte, bir kısım insan bunları yapamaz. Ne kötü be.

O bir kısım insanların bir bölümü, neden böyle olduğunu bilmez, savrulup durur. Arayış içindedir. Kötünün iyisi...

Küçük bir bölümü ise bilir: İşyerindeki o kadının neden deli gibi çalıştığını, bunun altında yatan nedenin ne olduğunu, anlar. Dünyanın en önemli şeyinin o projenin kabul edilmesi olmadığını bilir. O insanların karşısına geçip "aslında senin ne derdin olduğunu biliyorum" deme ukalalığını -çok şükür ki- son dakikada yutar. Asıl odaklanması gerekenin "başkalarının hayatı" değil, kendisi olduğunu hatırlar.

İşte o küçük bölümdeyseniz, başarabilen insanlara hayranlık duyarsınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder