15 Ocak 2013 Salı

Şema

Zaman geçer, hayat değişir, ben değişirim. Dünya "bazen" yıkılır ve yeniden kurulur. Önceliklerim değişir, doğrularım değişir. Canım pahasına savunduğum, gerçekliğinden emin olduğum şeyler "en önemli" kategorisinden "eh işte" ya da "olmasa da olur" sırasına geriler. Hayattır olur derim.

Bazen diyemem... "Hayattır olur" bazen çok basit kalır. İnsanın kendi düşüncelerini çürütmesi kötü. Yok kötü değil, şaşkınlık verici. Gerçekten her gün yeni bir gün mü? Geçmiş bizi biz yapıyor mu gerçekten? (felsefe mi okuyorum sosyoloji mi hiç belli değil)

Metin Kaçan'ın intiharı hayatla ilgili şemalarımı sorgulamama sebep oldu. İntiharlar beni hep dağıtmış, en hafif etkisi (hiç tanımadığım, sadece haberini gördüklerim) günümün kötü geçmesi olmuştur. Bir şekilde tanıdığım, hayatına ucundan bile olsa tanık olduğum kişilerde ise bana eklenen vicdan azabıdır. (Ne kadar egoistçe, bencilce aslında di mi? ölümleri bile kendimi merkeze alıp değerlendiriyorum) Metin Kaçan diyordum... Tecavüzle ilgili bugüne kadar çok net düşüncelerim vardı Şöyle ki; tecavüz eden kişi ASLA ıslah edilemez bir suçludur. Ceza alması, hatta müebbet hapis yatması çok gereksizdir. Mümkünse asılmalıdır. Tecavüz suçlarında aslolan kadının ifadesidir. Kadının her dediği doğrudur. Var diyorsa vardır. Buydu düşüncem. Bugüne kadar da tıkır tıkır işledi.

Metin Kaçan'ın intiharından sonra, o on bilmem kaç yıl önceki tecavüz olayıyla ilgili ne bulduysam okudum. Metin Kaçan ve Alp Buğdaycı ile yapılan röportajları, mağdurun o gece yanında bulunanların twitter mesajlarını, haberleri, köşe yazılarını, sözlükte yazılanları... Sonuç: Kafam karıştı. Elbette "oldu" ya da "olmadı" diyecek durumda değilim. Bu şu anda bilinebilecek bir bilgi de değil. O üç kişi biliyor sadece o gece ne olduğunu. O gece, o üç kişinin hayatını geri dönülemez bir şekilde değiştirdi. Onlar için o gece dünya yıkıldı ve yeniden kuruldu.

Ben tecavüzle ilgili kalıplaşmış yargılarımı yeniden gözden geçirmeye başladım. Tecavüz benim için hala insanlık suçu o ayrı. 13 yaşında kızların evlendirilmesi, 15 inde dayaktan bunalıp evine döndüğünde kuzenlerinin tecavüzüne uğraması, hamile kaldı diye ailesi tarafından öldürülmesi hala insanlık suçu.

Hala doğruluğundan emin olduğum yargılarım var. Çok kesin, sonuna kadar arkasında olduğum doğrularım var. Ve bu ne kadar güvenli bir kale aslında. Doğrularımız; bize dünyanın çerçevesini çiziyor.. Penceremiz oluyorlar. Belli kalıplarımız var hayata karşı ve iyi ki var. Onlara dayanıyoruz, dayanak noktamız oluyorlar. Yıkıldıklarında başka pencereler, başka çerçeveler, başka kaleler buluyoruz. Başka kaleler olduğunu görüyoruz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder