27 Şubat 2013 Çarşamba

Kaplumbağa

Kızıma doğum günü hediyesi iki tane su kaplumbağası geldi. Evcil hayvanların "hediye" olması bana hep saçma gelmiştir ama konumuz o değil.

Kedimiz İrmik vardı daha önce. Öldü. O zamandan beri çok sevmeme rağmen evcil hayvan beslemeye mesafeli durdum. Çok üzüldüm çünkü İrmik öldüğünde, çok vicdan azabı çektim.

Ama şimdi iki adet kaplumbağa oldu evde. İlgilenmiyorum, yanlarına yaklaşmıyorum. Kızım bakıyor suyuna, yemine. O bıcırıklar da sanırım alışamadılar hala. Kaplarından çıkma çabasındalar sürekli. Yemeklerini yemiyorlar. Pıtır pıtır sürekli geziyorlar.  Ölecekler diye acayip korkuyorum.

Uzaktan sevmek lazım sanki bu canlıları. Sokakta yemlerini, sularını vermek, kediyse (sokak köpeklerine yaklaşamıyorum, korkuyorum) arada sevmek, mıncırmak... Ama evde olmuyor. Evin bir üyesi haline geliyor çünkü. Nefes alan, ihtiyaçları olan, sizi tanıyan, bir şekilde iletişim kuran... E sonra ölüyor. İrmik'ten sonra kendime gelmem aylar sürmüştü.

Ölmeyin sakın kaplumbağalar... Elimden gelse hemen geri vericem.





2 yorum:

  1. Kesiklikle doğru, evcil hayvanlar evin bireyi oluyor ve insan çok bağlanıyor.. Bizim de bir İran kedimiz var, nasıl bağlandık bir bilseniz...

    YanıtlaSil
  2. Bilirim, yemek yerken ona servis açmadığımız kalıyordu ve bunun için kapris yapıyordu bizimki :)

    YanıtlaSil