29 Ekim 2014 Çarşamba

Okuyorum

Kelimelere inanıp inanmamak başka bir şey ama onları hep çok sevdim. Okumayı öğrendikten sonra da hep okudum.

Annemin karşısına geçip diretmem kelimelere inanmamla oldu ilk. 7-8 yaşlarında ayda yaşayan küçük yeşil canlıların gerçekten var olduğuna emindim. Kitapta öyle okumuştum çünkü. Çatır çatır tartıştım annemle. Bilim-kurgu denen bir türün varlığından habersizdim.

Sırf ince diye bir kitabın basit olması gerekmediğini Boyalı Kuş'la öğrendim. Dokuz yaşındaydım.

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Silahlara Veda, Ana ve adlarını hatırlamadığım bir kaç klasiği okuduğumda henüz ilkokuldaydım. Hiç bir şey anlamamışım tabi.

Yatılı okulda Kemalettin Tuğcu ile tanıştım. Az ağlatmamıştır beni "yılpır yılpır eden kavak ağaçları" Sonra Kerime Nadir'ler, beyaz-pembe diziler....

Ders kitaplarını aldığımızda Türkçe ve Edebiyat kitaplarını ilk haftadan bitirirdim. Lisede divan edebiyatına bayılmıştım. Arkadaşlarım sevmediği için hep gizli gizli yaşadım bu sevdayı.

 "Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne çalar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı"

Ya da

"Nedim-i zara benzer aşıkım yoktur demişsin sen
Efendim işte vardır, ben esirin, ben giriftarın"

hala ezberimdedir.

Bir ara şiire merak saldım. Okul kütüphanesinden şiir antolojilerini alır, okurdum büyük bir keyifle. Pek çok şairi bu şekilde tanıdım. Kelimelere inanmak için çok sebebim vardı. Düşündüğüm şeyleri karşımda görmek demekti kelimeler. Yalnız olmadığımı anlamak demekti.

Üniversitede yeni bir alanla, psikolojiyle tanıştım.  Eroin, Doğmamış Çocuğa Mektup, Duygu Asena kitaplarıyla başlayıp (bunları okumayanı dövüyorlardı üniversitede :) )  Irwin Yalom, Levent Mete, Freud, Adler,Horney, Reich... diye devam eden bambaşka bir dünyaydı psikoloji. Hala da öyledir. Sınırsız gibidir."İlişkidir iyileştiren, ilişkidir iyileştiren" der Irwin Yalom.

Kişisel gelişim kitaplarını sevmedim.

Murathan Mungan'ı tanıdım sonra. Ergen kızların şarkıcılara aşık olması gibi aşık oldum yazılarına. Yalnız Bir Opera'yı okudum ilk. Sonra yazdığı her şeyi. Ben hissediyordum, tanımlayamıyordum o yazıyordu. Kitaplığımın en özel yeridir onun kitapları. Dönüp dönüp tekrar okunur. Ona aşık olduğum dönemlerden pek çok cümlesi ezberimdedir. Ezberlemek istemem aslında. Büyüsü bozulur, anlamını kaybeder diye. Ama ezberlemiş olurum okurken.

Şimdi sosyoloji okuyorum. Hala kitaplar beni büyülüyor. Bu yaşımda ders isimlerini gördüğümde çocuklar gibi heyecanlanıyorum. Aile Sosyolojisi, Çağdaş Sosyoloji Kuramları, Toplumsal Cinsiyet...

Çocuklar gibi olmadığım durumlar var ama artık. Her kelimeye inanmamam gerektiğini biliyorum. Yazılanları eleştirel okumam gerektiğini, farklı bakış açıları olduğunu, kuramsal temelin hayata bakışı toptan değiştirdiğini... Ne bileyim işte bilmem gerekenleri bir "yetişkin" gibi biliyorum. Bundan hiç hoşlanmıyorum evet.

Bugüne kadar okuduğum kitapları tekrar okumaya kalksam ömrüm yetmez artık. Hele okumadıklarım için kaç ömür gerekir... Hala bir kitapçıya, kitap fuarına gittiğimde kendimi kaybediyorum. Bir maaşımı o fuara bırakmam işten bile değil.

Günün herhangi bir anında, ortamda konuşulan bir konuyla ilgili bir cümle gelir aklıma bazen. Bilirim cümle benim değil. Bir kitaptan hatırlıyorum. Yazarını, kitabın adını hatırlamıyorum ama cümle geliveriyor. Bazı kitapları okuduğumu biliyorum ama o kitaba ilişkin izlenimim 1-2 cümle oluyor. "Güzeldi, içim kararmıştı, çok hızlı okumuştum, çok sıkıcı..." gibi. Bazı kitapları okuyup okumadığımı hatırlamıyorum. Ama o kitabı okumuşsam mutlaka ondan bir şeyler oluyor bende.

Kitaplar birden çok dünyada yaşamak aslında. Mutlu eden, şaşırtan, öfkelendiren, korkutan, artık çoğu kez acı veren...

Neyse işte çok uzattım ama kendime yazdım aslında. Beni ben yapan bütün yazarlara ve kelimelere saygı duruşu gibi... İsim isim saymak isterdim ama mümkün değil...


7 yorum:

  1. Kemalettin Tuğcu ile ilgili cümleyi cımbızla çekip, kişisel gelişim kitaplarını sevmedim diye başlayan kısma ekliyorum ve tıpkı ben diyorum sonra.. Ne çok benziyoruz birbirimize :)) Ben de okuduğum bir çok kitabı hatırlamam. Ama mutlaka o kitaplardan cümleler, yeri geldiğinde dökülüverir hafızamdan :))

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. yokum di mi yine ben, uzun süredir... senden başka okuyan yok kahve telvesi. bir gün dönersem haberin olur mutlaka :)

      Sil
    2. O gün neden bugün olmasın ?

      Sil
  3. Geri dön geri dön
    okunuyorsun
    geri dön

    YanıtlaSil